Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye ile Suriye arasındaki karşılıklı ticaretin geçen yıl yüzde 40’ın üzerinde artışla yaklaşık 3 milyar 750 milyon dolara ulaştığını belirterek, “Bu rakamları ilerletme konusunda kararlıyız.” dedi.
Ankara Söğütözü’ndeki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İkiz Kuleler’de Bakan Bolat, Suriye Sınır Kapıları ve Gümrükler Genel İdaresi Başkanı Kuteybe Ahmed Bedevi ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da yer aldığı “Suriye Serbest Ticaret ve Sanayi Bölgeleri ve Yatırım Ortamı” toplantısı gerçekleştirildi.
Bakan Bolat, toplantudaki konuşmasında, TOBB ile Gümrük ve Turizm İşletmeleri AŞ’nin Türkiye’de son 22 yılda 20 gümrük kapısının modernleştirilmesi ve genişletilmesi konusunda yap-işlet-devret modeliyle çok başarılı icraatlar gerçekleştirdiğini söyledi.
Suriye’de yaşanan devrimin üzerinden çok kısa süre geçmesine rağmen ülkenin yeni, güçlü, istikrarlı ve bütünleşmiş bir yönetim anlayışı noktasında önemli ilerlemeler kaydettiğini vurgulayan Bolat, hükümet olarak Suriye’nin daha fazla mesafe katetmesi için destek vermeyi sürdüreceklerini bildirdi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, her iki ülke liderinin ortaya koyduğu 10 milyar dolarlık dış ticaret hedefine ulaşma noktasında da çalışmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Sadece geçen yıl karşılıklı ticaretimizde yüzde 40’ın üzerinde bir artışla yaklaşık 3 milyar 750 milyon dolara ulaştık. Bu rakamları ilerletme konusunda kararlıyız. Bunun gerçekleşmesi için her iki ülkede de üretim ve yatırımlar artırılmalı. Ticaretin geçiş noktası olan kara yolu gümrük kapıları ile deniz yolu ulaşım hatlarının güçlendirilmesi, genişletilmesi, modernleştirilmesi gerekiyor.”
İki ülke gümrük kapılarında ticaretin ve yolcu geçişlerinin aralıksız devam ettiğine dikkat çeken Bakan Bolat, sınırın en doğusunda bulunan Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı’nı da yıl sonuna kadar ticaret, yolcu ve transit geçişlere açmak için çalışmaları hızlandırdıklarının altını çizdi..
Nisan ayından itibaren Türkiye ile Suriye arasında transit ticaretin faal olarak başlamasıyla Lübnan, Ürdün, Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Bahreyn gibi Körfez ülkelerine yönelik ticaretin gelişmesinin de olumlu bir gelişme olduğunu vurgulayan Bolat, şunları söyledi: “Körfez’deki savaşın ve Hürmüz Boğazı’nın sıklıkla kapanması karşısında dünyada enerji hatlarındaki ve çok önemli petrokimya ürünlerindeki kopukluklar, lojistik ve tedarik hatlarında yaşanan sıkıntılar, Türkiye’den ve Suriye üzerinden Ürdün, Irak ve diğer Körfez ülkelerine gerek kara yolu ulaşım koridoru gerekse petrol ve doğal gaz koridorlarının genişletilmesi, büyütülmesi ve yenilerinin yapımı konusunda büyük bir ihtiyaç olduğunu göstermiştir.”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Körfez ülkeleriyle transit ticareti hızlandırma konusunda iki ülke hükümetlerinin olumlu gelişmeler sağladığını söyledi. Yaklaşık 14 yıldır kapalı olan Suudi Arabistan üzerinden transit ticaret ile Suriye-Ürdün üzerinden transit ticaretin 15 Nisan’dan itibaren düzenli olarak yapıldığını hatırlatan Bolat, Türkiye ile Suriye arasında Ortak Gümrük Komitesinin ve JETCO’nun geçen yıl kurulduğunu, gelecek ay sonunda da Uluslararası Şam Fuarı’nın geniş katılımla yapılacağını da sözlerine ekledi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, buradaki konuşmasında Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı’nın en kısa sürede açılması için Suriye ile çalıştıklarını bildirdi.
Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara’nın talimatları uyarınca iki ülke hükümetlerinin ve bakanlıklarının çok yakın işbirliği ve koordinasyon içinde çalıştığını söyledi.
Cumhurbaşkanlarının koyduğu yıllık 10 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefine ulaşmak için yoğun çalışma içinde olduklarını belirten Bolat, “Devrimden sonraki ilk yılda 3,7 milyar dolar dış ticaret hacmine birlikte ulaştık. Bu, yüzde 40’ın üzerinde bir artış anlamına geliyordu. Bu yıl da ticaret hacmini artırmak için karşılıklı çalışıyoruz.” dedi.
Ticaret Bakanı Bolat, enerjiden ulaştırmaya kadar uzanan alanlar ile altyapıda yapılacak inşaat ve müteahhitlik işleri noktasında da Türk firmalarının Suriye hükümet yetkilileriyle yakın çalıştığına işaret ederek, geçen yıl imzalanan anlaşmayla Ortak Gümrük Komitesini kurduklarını, koordinasyon çalışmalarının da bu komitede yürütüleceğini dile getirdi.
İki ülke arasındaki karşılıklı ticaretin artmasının yanı sıra Avrupa’dan başlayıp Türkiye ve Suriye’ye uzanan, yine Ürdün üzerinden Suudi Arabistan ve Körfez’e giden, ayrıca Türkiye, Suriye üzerinden Irak’a, Kuveyt’e uzanan transit koridorlarının çalışmaya başlamasının ilerleme olduğunu vurgulayan Bolat, “Hatay Cilvegözü ve Akçakale sınır kapılarından Irak’a, Kuveyt’e, Lübnan’a, Suudi Arabistan’a, Ürdün’e transit ticaret yapılabilmektedir ve günde 300’e yakın tır geçişi transit ticaret amaçlı devam etmektedir. Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı’nın en kısa sürede açılması için birlikte çalışıyoruz.” diye konuştu.
İslahiye-Meydan-ı Ekbez Demir Yolu Hattı ve Gümrük Kapısı çalışmalarına da değinen Bolat, şunları ifade etti:
“Son Körfez Savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın zaman zaman kapatılması, Orta Doğu ülkeleri, Körfez ülkeleri, Suriye, Türkiye, Irak arasındaki yeni petrol boru hatlarının, doğal gaz hatlarının ve kara yolu, demir yolu ulaşım koridorlarının önem kazandığını göstermiştir. Bu konuda da çalışmalar bütün hızıyla devam etmektedir. Yeni projelerin hazırlanması ve inşası faaliyetleri hızlanmıştır.”
Suriye Sınır Kapıları ve Gümrükler Genel İdaresi Başkanı Kuteybe Ahmed Bedevi de Suriye ve Türkiye arasında ortak pek çok bağ bulunduğunu belirterek, “Şu anda Suriye ile Türkiye arasında tam kapasite 6 sınır kapısı çalışıyor. Bunların 5’i hem ticari hem de yolcu geçişine açık. Ancak Kesep Gümrük Kapısı’nda sadece yolcu geçişleri oluyor. Yakın zamanda Nusaybin-Kamışlı Kapısı da faaliyete geçecek. Böylece 24 saat çalışan kapı sayımız 7’ye çıkacak.” şeklinde konuştu.
İletişim Başkanlığı’nca Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümü dolayısıyla 955’İNCİ YILINDA MALAZGİRT ZAFERİ PANELİ ve MALAZGİRT ZAFERİ: TÜRKLERİN SAVAŞ HÜNERİ ve SANAT ESTETİĞİ kitabının tanıtımı yapıldı.
İletişim Başkanlığı konferans salonundaki 955’İNCİ YILINDA MALAZGİRT ZAFERİ paneli Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın açılış konuşmasıyla başladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr: Burhanettin Duran konuşmasında şunları söyledi: “Değerli misafirler, kıymetli akademisyenlerimiz, hanımefendiler ve beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla saygıyla selamlıyorum. Bugün, burada Türk tarihinin belki de en önemli dönüm noktalarından birisi olan ve meşhur söyleyişle bizlere Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi’nin dokuz yüz elli beşinci yıl dönümünü yad etmekte ve hafızamızı diri tutmak için bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Bizler de bu kutlu ve mübarek zaferin yıl dönümünü anlamlı bir eserle idrak etmek istedik. İletişim başkanlığı olarak bugün huzurlarınızda hazırlamış olduğumuz Malazgirt Zaferi, Türklerin Savaş Hüneri ve Savaş Estetiği isimli kitabımızı kamuoyumuzun takdirine de sunuyoruz. Bu vesileyle kutlu zaferin büyük komutanı Sultan Alpaslan’ı ve bizlere bu toprakları vatan kılan bütün aziz şehitlerimizi, gazilerimizi, rahmet ve minnetle anıyoruz. Değerli misafirleriimiz, Tarih şuuru dediğimiz aslında muazzam bir hafızadır.
Bu hafıza, bir milletin seciyesini, istikametini ve ali değerlerini sinesinde barındırır. Bu şuur, bir milletin vahdetinin ve bin yıllara sahip kutlu yürüyüşünün tecelligahıdır. Malazgirt zaferi, bugünün zaviyesinden idrak edildiğinde Türklerin binlerce yıllık tarihi akışını Anadolu coğrafyasında buluşturan ve bu toprakların bugüne kadar bize vatan kılan bir dönüm noktasıdır.
Nitekim, YAHYA KEMAL SÜLEYMANİYE’DE BAYRAM SABAHI adlı şaheserinde bu kesintisiz yürüyüşü meşhur bir askerin simasında şöyle tarif etmektedir;
“Ne kadar saf idi siması, bu mü’min neferin!
Kimdi? banisi mi, mimarı mı ulvi eserin?
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,”
İşte Malazgirt bu kutlu yürüyüşün Anadolu’daki o ihtişamlı başlangıcıdır. 26 Ağustos 1071’de kazanılan bu Zafer, aynı zamanda Anadolu’nun kapılarını bir medeniyet tasavvuruna, bir devlet geleneğine ve köklü bir kültüre açmıştır.
Malazgirt’ten sonra Anadolu münhasıran üzerinde yaşanılan bir coğrafya olmaktan çıkmış ilimle irfanla, adaletle, vakıf kültürüyle, şehirleriyle ve eserleriyle inşa olunan büyük bir medeniyet ruhuna dönüşmüştür. Nitekim bugün tertip ettiğimiz bu panel Malazgirt’i işte bu yönüyle kültürel mirasımızın bir parçası olarak idrak etmeyi amaçlamaktadır. Konuşmamın başında bahsettiğim muazzam bir hafızadan müteşekkil tarih şuurumuz, Selçuklu devletinden Osmanlı İmparatorluğu’na cumhuriyetimizin kuruluşundan Türkiye, 100 yılına kadar milletimizi ayakta tutan en büyük kuvvet olmuştur.
İşte, bugün bizleri bir araya getiren de bu ortak şuurdur. Anadolu’nun dört bir yanını birbirine bağlayan bu görünmez bağ, kubbemizi ayakta tutan sütunlardan birisidir. 955 sene evvel Sultan Alparslan’ın ordusunda tecessüm eden birlik ruhuyla yüzyıllar sonra günümüzden tam 104 sene evvel Büyük Taarruz muharebesinde ecdadın mukaddes emanetine sahip çıkan ruh aynı ruhtur.
Dün, Cumhurbaşkanımızın Muş’ta Malazgirt zaferini anma etkinliklerinde altını çizdiği gibi biz Malazgirt’te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasını savunmuş bu uğurda “can alıp can vermiş” istiklaline aşık bir milletiz. Bu vesileyle Büyük Taarruz zaferinin 104’üncü sene-i devriyesinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bizlere bu yurdu bir kez daha vatan kılan aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle yad ediyoruz.
30 Ağustos sefer bayramımızı da şimdiden tebrik ediyorum.. Bu topraklarda özgürce yaşamaya devam etmek için bu tarih ve millet şuuruna bir kez daha sıkı sıkıya sarılmanın ne kadar zaruri olduğu aşikardır.
Malazgirt, Türk milletine kıyamete kadar omuzlarımızda taşımamız gereken en büyük sorumluluklar yüklemiştir. Öncelikle orada tecessüm eden ruhu ila-nihaye muhafaza etmek sorumluluklarımızın başında gelmektedir. Malazgirt’i anlamak demek birliğimizi, beraberliğimizi ortak hedeflerimizi millet olma şuurumuzu muhafaza etmek demektir.
Üzerinden yaklaşık bin yıl geçmiş olmasına rağmen, bugün de bu değerler, Türkiye 100 yılının kulcal damarlarında dolaşmaya devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti bu tarihi sürekliliğin en köklü temsilcisidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettikleri üzere Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil en son devletimizdir.
Bugün ülkemiz, bu tarihi yürüyüşünü güçlü biçimde sürdürmek adına bir kez daha milli birliğini tahkif etmenin gayreti içerisindedir. Hepimizin bildiği gibi, ülkemiz terörün doğrudan ya da dolaylı olarak meydana getirdiği sorunlarla uzun yıllar boyunca mücadele etmiş ve bu mücadele sırasında çok tıbbi bedeller ödemiştir. Bugün ise Türkiye, sayın cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde bu sorumluluk körü kökünden çözmek, ülkemizi ve bölgemizi terörden tamamen arındırmak için kararlı adımlar atmaktadır.
Bu anlayışla sürdürülen terörsüz Türkiye, terörsüz bölge süreci, Gazi Meclisimizde kabul edilen milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanun ile bir anlamda ete kemiğe bürünmüştür. Bundan sonrasında da süreç toplumumuzun her kesiminin desteğiyle ilerletilecek ve inşallah başarıyla nihayete erdirilecektir. Terör sorununu tamamen ortadan kaldıracak iradenin en önemli dayanaklarından biri de Anadolu’yu ortak bir vatan müşterek bir kader ve birlikte yaşama iradesi etrafında buluşturan milli birlik şuurumuz olacaktır.
Ülkemizin, Türkiye yüzyılı hedeflerine doğru yürüyüşü, küresel düzlemde artan belirsizliklere ve bölgemizde oluşturulmak istenen istikrarsızlığa rağmen devam edecektir. Milletimizin bu topraklardaki meşru varlığına yönelik doğrudan ya da dolaylı her türlü tehdit, ima ve söylem Türkiye Cumhuriyeti Devleti için yok hükmündedir. Bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen uluslararası hukuku hiçe sayan, sivilleri hedef alıp saldırılarıyla bütün dünyanın vicdanında mahkum edenler tabi ki Türkiye’nin bu yürüyüşüne hiçbir türlü engel olamayacaklardır. Tabi ki bugün biz Türkiye olarak terörsüz Türkiye’nin, terörsüz bölge olarak başarılı olmasını istiyoruz. Dolayısıyla Suriye’de ortaya çıkan gelişmeler olumlu gelişmeler, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefine atılmış, yönelim olarak atılmış adımlardır.
Türkiye, bölgede istikrarı, barışı, refahı, ekonomik işbirliğini öncelemektedir. Saldırganlığa ve yayılmacılığa karşıdır. Bu tür güçler, bizim barış yolunda, istikrar yolunda, işbirliği yönünde adalet ve istikrar yönündeki gayretlerimizi engelleyemeyecektir.
Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye’den Irak’a Lübnan’dan Filistin’e, Körfez’den Afrika’ya Balkanlar’dan Kafkasya’ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyoruz. Bu cumhurbaşkanımızın en son kabine toplantısından sonra kullandığı cümleler, işte biz cumhurbaşkanımızın işaret ettiği bu kardeşlik siyasetini yüceltmek için uğraşıyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz.
Hiç kimse tarihi gerçekleri ya da jeopolitik hakikatleri başka türlü yorumlayarak ülkemize yönelik çeşitli saldırılar yapmaya yönelmesin. Türkiye olarak biz bunları karşılayacak güçteyiz. Türkiye kudretli bir devlettir ve gereken neyse o yapılır ve yapılmaktadır.
Gittikçe sertleşen uluslararası rekabet artık yalnızca askeri, ekonomik ya da diplomatik alanda gerçekleşmiyor. İletişim alanı da bu rekabetin en önemli cephelerinden birisi haline geldi. Özellikle dezenformasyon ve bilgi kirliliği bu cephenin en güçlü tehditleri arasında yer almaktadır.
Bugünün iletişimcileri, tarihçileri, akademisyenleri, kamu görevlileri olarak bizlere düşen en önemli sorumluluklardan birisi, tarihimizin algoritmalarda kaybolmasının önüne geçmektir. Bir daha tekrar ediyorum. Tarihimizin, medeniyetimizin değerlerinin algoritmalar arasında kaybolmasını engellemek zorundayız.
Bunun da yolu, bizim yapacağımız yeni kültürel üretimlerden, tarihimize sahip çıkan eserleri ortaya koymaktan geçer. İşte bugün sizler için hazırladığımız Malazgirt kitabımız da buna bir örnektir ve bu tür çalışmalarımıza sizlerin destekleriyle katkılarıyla devam edeceğiz. Bugün karşı karşıya olduğumuz esas meydan okumanın yanlış bir bilgiye karşı doğru bilgiyi savunmak olmadığını aksine, bizim kendi değerlerimizi tarihsel hafızamızı korumak olduğunu düşünüyoruz.
Dolayısıyla bunları sahih kaynaklarla anlatmak ve bu gerçekleri kayda geçirmek durumundayız. Bunun için yapılacak çok şey var. Bunları hep birlikte üniversitelerimiz başta olmak üzere bütün kültür üreten kurumlarımızla birlikte elbette iletişim başkanlığı olarak da buna devam etmek istiyoruz.
360 derece iletişim perspektifi ve stratejik iletişimin imkanlarıyla biz bunların ele alınarak Türkiye’nin kamu diplomasisinde öne çıkması gerektiği görüşündeyiz. Hakikatin savunulması ile tarih bilincinin güçlendirilmesi, yan yana gitmesi gereken ilkelerdir. İşte iletişim başkanlığı olarak da bunu birlikte yapmaya çalışıyoruz.
Çünkü doğru bilgi önemlidir ama tarihin gerçeklerinin iletilmesi de gençlerimizin bu sosyalleşmeyle yetiştirilmesi de bizim millet olarak ayakta kalmamız için en vazgeçilmez ögelerdir. Bu anlayışla hazırladığımız yayınlar, gerçekleştirdiğimiz programlar ve bugün düzenlediğimiz bu panel yalnızca geçmişi anma amacı taşımıyor. Aynı zamanda hedefimiz tarihimizi bilimsel bir perspektifle değerlendirmek, özellikle genç kuşaklarımızın kendi medeniyet mirasını sağlam kaynaklardan öğrenmesini temin etmektir.
Sözlerime son verirken müsaadelerinizde şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.. 1071 yılında Malazgirt Ovası’nda kurulan birlik, bugün de bu milletin mayasını oluşturmaktadır. Bu birlik ruhu var oldukça Anadolu üzerinde hesap yapanlar da milletimizin varlığına gölge düşürmemiz düşünmeye, çalışanlar da hiçbir zaman emellerine kavuşamayacak.
Bütün farklı etnisiteleriyle, mezhepleriyle. dini görüşleriyle Türkiye bir bütündür ve bu birlikte yaşamanın en güzel yeri olarak Türkiye cumhuriyeti olarak güçlü bir şekilde önümüzdeki On’lu yıllara hazırlanmaktadır. Az önce belirttim. Bölgemizde saldırganlık yayılmacılık isteyenler olabilir ama Türkiye istikrarı, barışı, güvenliği ve bölgesel sahiplenmeyi ilke olarak korumaktadır ve bunun için mücadele etmektedir.
Bu mücadelemizde, millet olarak 1071 Malazgirt ruhunun bize verdiği milli şuurla hareket ettiğimiz sürece önümüzde hiçbir engel olmayacaktır ve Cumhurbaşkanımızın Türkiye vizyonu başarı ile gerçekleşecektir. Yarınlarımıza da bütün gelecek kuşaklarımıza da aydınlık bir Türkiye’yi bırakacağız.
Panele katkı sunacak kıymetli hocalarımıza teşekkür ediyor, panelimizin hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin DURAN’ın konuşmasından sonra panele geçildi.
Panelde, Malazgirt Zaferi’nin yalnızca bir askerî başarı olmadığı, Türk milletinin medeniyet tasavvurunu Anadolu’ya taşıyan bir kültür hareketi olduğuna da vurgu yapıldı.
Panelde, Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’da hâkim olan birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu da ön plana çıktı
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs’ün moderatörlüğündeki tek oturumdan oluşan panelde, eski Türk Tarih Kurumu Başkanlarından Prof. Dr. Refik Turan, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Kırpık ve Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu birer konuşma yaptılar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü kutlama törenleri kapsamında Ahlat’taki etkinlikte yaptığı konuşmada, “Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye’yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız. İki sene önce Ahlat’tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah, milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü kutlama törenleri kapsamında Bitlis’in Ahlat ilçesinde düzenlenen etkinliğe katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, bazı siyasi partilerin genel başkanlarını, Okçular Vakfının mensuplarını ve katılımcıları selamlayarak başladı.
Anadolu’nun giriş kapısında, asırlar boyunca ilmin, sanatın, medeniyetin merkezi olan ata şehri Ahlat’ta katılımcılarla beraber olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin şahsında Güroymak’tan Adilcevaz’a, Mutki’den Hizan ve Tatvan’a, Bitlis’in dört bir yanındaki kardeşlerime Ahlat’tan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Aynı şekilde, 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımıza, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza Ahlat’tan en kalbi muhabbetlerimi yolluyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı programı düzenleyen Okçular Vakfını canıgönülden tebrik ettiğini, organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve kuruluşları, belediyeleri, vakıf ve dernekleri ayrı ayrı kutladığını söyledi.
Kendilerini hüsnükabulle karşılayan Ahlat ve Bitlis halkına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, birlik, beraberlik ve kardeşliğin daim olması temennisinde bulundu.
“ANADOLU’NUN DÜĞÜMÜ, AHLAT’TA ÇÖZÜLMÜŞTÜR”
Yarın Türk tarihinin en şanlı, en ihtişamlı destanlarından biri olan Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünün idrak edileceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ahlat’tan hareket eden o mübarek ordunun fetih rüzgarını yine coşkuyla hissedecek, fethin mukaddes havasını bir kez daha teneffüs edeceğiz. Şunu öncelikle ifade etmek istiyorum. Ahlat, şehadete ermişlerin, yani şehitlerin, Ahlat, saadete, selamete ermişlerin, yani saitlerin, selimlerin Ahlat, İ’la-yı Kelimetullah yolunda gaza şuuruna ermişlerin, yani gazilerin mekânıdır. Ahlat, Anadolu’da yoğrulan millet ruhunun, hamurunun mayasıdır. Ahlat, 14 asır boyunca burada şehit düşen sahabelerin, Sultan Alparslanların, bu ordudan fırtına gibi esen alplerin, erenlerin, gazilerin diyarıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat’ın her hâliyle şüheda ocağı, gaziler otağı, milletin kimlik vesikası ve tarihin iftihar sayfası olduğunu kaydederek, “Şurası muhakkak ki Malazgirt’e giden yol, Ahlat’tan açılmıştır. Anadolu’nun düğümü, Ahlat’ta çözülmüştür. Kudüs ve İstanbul, Ahlat’ta vücut bulan imanla fethedilmiştir. Diyar-ı Rum’u Darülislam hâline getiren, bu toprakları iyilikle, erdemle, adaletle nakış nakış işleyen güç ve irade Ahlat’ta ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat’ın Kubbetü’l İslam olduğunu, bu toprakları imar, inşa ve ihya eden ecdadın Anadolu’ya giriş kapısı olduğunu söyledi.
“Önce Malazgirt’e, devamında ebedî yurdumuz Anadolu’ya, ardından üç kıtaya şerha şerha yayılan o ruh bugün yine buradadır, Allah’a hamd olsun dimdik ayaktadır.” Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat halkına ata mirasına sahip çıktıkları, coşkuları ve heyecanları, dosta güven düşmana korku salan dik duruşları için teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat halkının teveccühüne layık olabilmek için çalışmaya kararlı bir şekilde devam ettiklerini dile getirdi.
Bitlis’in Tatvan, Ahlat ve Güroymak ilçeleri sınırlarında bulunan alanın Nemrut Kalderası’nın millî park ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece, tarihî ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bu alanı inşallah bundan sonra çok daha iyi koruyacağız. Bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum” ifadesini kullandı.
Ahlat’taki Selçuklu Mezarlığı’nda ecdadın tezyin ettiği 10 bine yakın mezar taşı bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ayetlerle, kandillerle, mihrap ve hatlarla süslü, ataların âdeta dile getirdiği şahidelerimiz var. Bu şahideler, bizim bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın şahitleridir. Bu şahidelerdeki mukarnaslar, işletmeler, milletimizin hikmet ve estetikte ulaştığı seviyenin simgesidir. Bu şahidelerdeki çift başlı ejderler, tıpkı çift başlı Selçuklu Kartalı gibi kuvvet ve kudretimizin, basiret ve ferasetimizin nişanesidir. Bu kabirler, bu sandukalar, bu kitabeler milletimizin tapu senetleridir. Bizim millî hafızamız işte bu eserlere hem de silinmemek üzere kazınmıştır. Anadolu’yu yurt kılan şehit ve gazilerimizin her birinin ruhları şad olsun. Buradaki akıncı beylerinin, gaza erlerinin, komutanların, cümle ecdadın mekânı cennet olsun. Malazgirt Zaferi’nden İstanbul’un fethine, Çanakkale’den Millî Mücadele’ye, terörle mücadeleden 15 Temmuz destanına, bin yıldır bu aziz vatan için, bu asil millet için canlarını veren cümle şehitleri bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Bugün burada olduğu gibi, ecdadın hatırasına sahip çıkan, birliğimize, beraberliğimize dört elle sarılan herkesten Allah razı olsun diyorum.”
“AHLAT, MİLLET OLMA BİLİNCİMİZİN, BİRLİK VE BERABERLİĞİN EN GÜÇLÜ İŞARETİDİR”
Konuşmasında gençlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ahlat asırlar boyunca, farklı kültür ve kimliklerin barış ve huzur içinde bir arada ve kardeşçe yaşadığı belde olarak tebarüz etmiştir. İlim, kültür ve medeniyet yüzyıllar boyu burada neşet etmiştir. Burada yetişen alimler, edipler, büyük şahsiyetler Anadolu’yu mamur etmiş, şenlendirmiş, Ahlat’tan hareket edip gönüllere girmişlerdir. Burası yalnızca orduların hareket üssü değil, kalplerin ve zihinlerinde çekim merkezi olmuştur. Ahlat, millet olma bilincimizin, birlik ve beraberliğin remzidir, en güçlü işaretidir. Bitlisli merhum bir şairimizin de çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi ‘Her fikre hürmet et, olgun karşıla. Mücadele olmaz silahla taşla. Yabanı ağaca meyve aşıla, marifet kökünden kesmekte değil. Eksiltme yüzünden ar perdesini, kulak ardı etme Hakk’ın sesini. İnsan rozeti tak, at gerisini. Marifet birlikte, nifakta değil.’ Evet, insan rozeti takıp Hakk’ın sesine uyanlar, marifeti nifakta değil birlikte arayanlar işte buradadır. Aynı devleti, aynı milleti müdafaa edenler işte buradadır. Aynı vatanı, aynı bayrağı, aynı mefkûreyi namus bilenler işte buradadır. Aynı istikbalin, aynı hedefin, aynı ümidin peşinden gidenler işte buradadır. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Alevi’siyle, Sünni’siyle omuz omuza verenler işte buradadır.”
“TÜRKİYE’Yİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ YARINLARA TAŞIYACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gönül, ülkü ve kader birliği içinde Ahlat’ta tarihî bir destan yazıldığını vurgulayarak “Millet olarak bu destana inşallah yenilerini eklemekte kararlıyız. 86 milyonun kardeşlik mürekkebini tek bir sayfada, Ahlat’ta olduğu gibi tek bir terkipte birleştirmek için canla başla çalışıyoruz. Şundan kimsenin şüphesi olmasın, büyük ve güçlü Türkiye’nin ufukta yükselişine buradaki şahideler gibi hep birlikte şahitlik edeceğiz. Şehit ve gazilerin mukaddes emanetini hep birlikte omuzlayacak, Türkiye’yi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İki sene önce Ahlat’tan işaretini verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecimiz hedefine ulaştığında inşallah milletimizin önünde yeni bir dönemin kapıları açılacak. Kardeşliğimizle birlikte ekonomimiz de güçlenecek. Refahımızla birlikte iç cephenin direnci de artacak. Suriye ve Irak başta olmak üzere yakın çevremiz yıllardır özlemini çektiği huzur ve istikrar iklimine kavuşacak” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE YÜZYILI’NIN İNŞASI BAŞLAMIŞTIR”
Türkiye’yle ve Türk milletiyle birlikte coğrafyadaki tüm kardeş halkların kazanacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bunun kimleri rahatsız ettiğini biliyoruz. Kimleri endişelendirdiğini biliyoruz. Onlara diyorum ki ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan döndüremezsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar olarak kardeşle kucaklaşmamızı engelleyemezsiniz. Hangi hesaplar içinde olduğunuzu biliyoruz. Ne tür oyunlar çevirdiğinizi gayet iyi biliyoruz. Biz, bize uzanan, yurdumuza uzanan, milletimize uzanan, kardeşliğimize, imanımıza, bölgemizin huzuruna uzanan o kirli elleri çok ama çok iyi biliyoruz. Herkesin bir hesabı varsa emin olun bizim de bir hesabımız, bir planımız var. Hepsinden önemlisi âlemlerin Rabb’i olan Cenabıallah’ın da bir hesabı var. O hesap eninde sonunda galip gelecek. Kan tüccarları kaybedecek, terörden nemalanan fırsatçılar kaybedecek. Coğrafyamızı istikrarsızlığa boğmak isteyen soykırımcılar kaybedecek. Kazanan insanlık cephesi olacak, kardeşlik olacak, barış ve istikrar olacak, kazanan 86 milyon vatandaşıyla Türk milleti olacak. Kimsenin tereddüdü olmasın büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı sökmüştür, Türkiye Yüzyılı’nın inşası başlamıştır. Allah’ın izniyle önümüz de ufkumuz da açıktır. Rabb’imiz yar ve yardımcımız olsun diyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın kutlanacak Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümünün hayırlı ve mübarek olması temennisinde bulunarak, “Buluşmamıza teşrif eden, bizleri samimiyetle bağrına basan siz kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Okçular Vakfımız başta olmak üzere programda emeği geçen tüm kurumlarımızı, kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla” diye konuştu.
BAŞKENT ANKARA’NIN TANINMIŞ MÜTEAHHİTLERİNDEN MERDİ MEYDAN GÜNEŞ İÇİN MEVLİD-İ ŞERİF OKUTULDU ve yemek ikramında bulunuldu. Ankara’daki Manhattan Otelde okutulan MEDLİD-İ ŞERİF’ e, MERDİ MEYDAN GÜNEŞ’in çocukları, yeğenleri ve akrabaları ile sevenleri katıldı.
Davetlileri, MERDİ MEYDAN GÜNEŞ’ in oğlu Gazi Umut Güneş ve yeğeni Umut Güneş karşıladı.
MERDİ MEYDAN GÜNEŞ’i anma toplantısı Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Mevlid-i Şerif okunmasıyla başladı.
Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Mevlid-i Şerif okunmasından sonra davetlilere yemek ikramı yapıldı.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Size daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Çerezler Hakkında Aydınlatma Metni için tıklayınız. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, Gizlilik ve Çerez Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Gerekli cookie, sayfa gezinmesi ve web sitesinin güvenli alanlarına erişim gibi temel işlevleri etkinleştirerek bir web sitesi kullanıma yardımcı olur. Web sitesi bu cookie olmadan düzgün çalışamaz.
Tercih cookies, bir web sitesinin, tercih ettiğiniz diliniz veya bulunduğunuz bölgeniz gibi, web sitesinin davrandığını veya görünüşünü değiştiren bilgileri hatırlamasını sağlar.
İstatistik
İstatistik cookies, web sitesi sahiplerinin anonim olarak bilgi toplayıp bildirerek ziyaretçilerin web siteleriyle nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamalarına yardımcı olabilir.
Pazarlama
Pazarlama cookies, ziyaretçileri web sitelerinde izlemek için kullanılır. Amaç, bireysel kullanıcıya ilgi çekici ve böylece yayıncılar ve üçüncü taraf reklamverenler için daha değerli olan reklamları görüntülemektir.
Sınıflandırılmamış
Sınıflandırılmamış cookies, bireysel kurabiye sağlayıcıları ile birlikte sınıflandırma sürecinde olduğumuz cookies.